Pandemi, etimolojik olarak Eski Yunanca'da tüm anlamına gelen παν-pan ile insanlar anlamına gelen δῆμος-demos kelimelerinden türetilmiştir.

Türk Dil Kurumu’nda yer alan içerik açıklamasına göre pandemi, salgın demek değildir. Salgın, epidemi ile aynı anlamdadır. Epidemi veya salgın, sınırları belirli bir alanda enfeksiyonun yayılmasını ifade eder. Salgın ülkeler arasında yayılır, birden fazla ülkeyi etkisi altına alırsa adı pandemi olur*

Dünya Sağlık Örgütü'nün(WHO)** tanımlamasına göre bir hastalığın “Pandemi” olabilmesi için ise temelde üç ölçüt aranıyor: 1.Nüfusun maruz kalmadığı yeni bir hastalık olması. 2.İinsandan insana kolayca bulaşması. 3.Bulaşan bu hastalığın insanlar arasında sürekli bir şekilde yayılması.

Dr.Alp Kirman’ın makalesinde*** aktardığı bilgiler ışığında; dünya tarihinde yazılı kaydı olan ilk pandemi; M.Ö. 431-404 yılları arasında, Peloponez Savaşı sırasında görülen ve bu tarih aralığında iki defa daha tekrarlanan Antoninus Vebası.

Tarih içinde en iyi bildiğimiz pandemilerden bir tanesi, 347-1351 yılları arasında Kara Ölüm olarak anılan ve Venedik limanına gelen gemilerdeki fareler tarafından taşınan veba, kısa sürede ticaret aracılığı ile tüm Avrupa’ya yayıldı. Avrupa ve Ön Asya’da ciddi kayıplara yol açtı. 

Diğer bir akıllara kazınmış pandemi kaydı; İngiltere’de 17.yüzyılın ikinci yarısında yaşanan, Orta Çağ Londra mimarisini ortadan kaldıran Büyük Londra Yangını ile gelişen ve bizim de Avrupa Sanatı derslerinde uzun uzun konuştuğumuz, kentin yeniden inşası ile sonuçlanan salgın.

Philip James de Loutherbourg, Büyük Londra Yangını, 1797

Pandeminin tarihçesi ve bilimsel derinliği ile ilgili olarak nice bilgiye ulaşabiliriz. Çoğumuz da merak edip okumuşuzdur.. Belki tekrara gerek yok…

Ancak pandemi sürecine ait olumsuz bir tavrı sürekli anlatmaya ve tavrın öznesi olan o insanları sürekli olarak ifşa etmeye ihtiyaç var. Hiç eğip bükmeyeceğim. Ben onlara Covid_19 Yardakçıları diyorum, siz daha kibar bir dil kullanmak istiyorsanız Covid-19’a Çanak Tutanlar diyebilirsiniz.

Hadise aslen; kontrol edemediğimiz konular karşısında, durum tespiti ile aklıselim şekilde hareket etmek varken, yüksek olan kabullenme eşiğimizi ısrarla orada tutup o kontrolümüz dışındaki duruma direnmemiz ile ilgili. Tabii bir de, herhangi bir konu hakkında bizden daha bilir kişiler-uzmanlar olabileceğini kabul etmeyip “Ben biliyorum zaten” cümlesini motto**** kabul eden “Bilinçsiz Yeterlilik”***** seviyesindeki duruş ve eylemlerimizle.

İnsanın doğasında yer alan bu haller kadar doğal olan bir başka bilgi, bu hallerin yönetilebileceği konusu. Biz buna tüm yaşam alanlarımızda “Kriz Yönetimi” diyoruz. Ancak insanoğlu önce kendi alanını, nefsini, odağını, ben’i korumaya programlı. Ne aklını çözüme odaklamaya programlı, ne de duygusunu “biz” algısında yönetmeye. Her iki eylem de birer öğreti.

Veba virüsü 15. Yüzyılda fareleri taşıyan ticaret gemileri ile oradan oraya hareket etti ve virüs, yegâne hedefi olan “Yayılma” eylemini gerçekleştirerek epidemi tanımından pandemi tanımına terfi etti.

Resmi olarak 2020’de tanıştığımız Covid-19’un taşıyıcı araçları ise toplu taşıma araçları: Otobüsler, metrolar, trenler, vapurlar ve uçaklar. Fareleri ise bizleriz. Hayvan ile kıyaslandığında “Bilinç” ve “Kontrol edilebilir” avantajlarına sahip olsa da, insan dolaşımı maalesef bizler için bir avantaj unsuru olamadı.

İnsanlar başından beri ve neredeyse tüm dünyada, “Evden çıkmamaya, dolaşımı engelleyen izolasyon uyarılarına, mekanların kullanım kurallarına, yaş haddi uygulamalarına, …” Bunlardan geçtim, bulundukları ortamda maske kullanmaya.. Tüm bunlar hakkında yapılan uzman uyarılarına önce hep tepkili oldu ve olmaya devam ediyor.

T.C. Sağlık Bakanlığı - saglik.gov.tr

Bilimsel bir gerçeklik, covid-a9 virüsünün sadece insandan insana bulaşma ile yayıldığı ortadayken, maske kullanımı ve sosyal izolasyon gibi iki tane temel kurala uymaktan aciz, şımarık 2020 insanı. Oysa yine aynı makale diyor ki “Covid-19 salgınında ülkeler arası olumlu farklar, sosyal izolasyona harfiyen uyulması ve yeterli ekipman ile kurulan etkin ilişki ile ortaya konmaktadır.” Bu kadar basit.

Üç gün önce İstanbul’dan Antalya’ya(THY) uçarken hemen çaprazımda oturan kadın yolcu; bir uyarısı üzerine ile kabin görevlisini, kaşı gözü oynayan bir yüz ifadesi ve cehalet kokan şu cümle ile azarladı: “Önceden böyle bir şey yoktu, neden şimdi böyle.” Fantastik bir tepki, değil mi?

Uçaklara biniş ve inişlerde yapılan anonslarda homurdanan yolcular, onlara ne demeli… Her biri, bu kadın yolcu ile aynı kefedeler.

Bu fotoğrafı da bu sabah Antalya-Ankara uçuşunun sonunda, kabin görevlisi şu uyarıyı yaptıktan sonra çektim: “İnişlerimiz sadece uçağın ön kapısından yapılacaktır. Lütfen anons ettiğimiz sıradaki yolcularımız uçağı terk etmeden yerlerinizden kalkmayınız.”

Henüz Covid-19 önlemleri sıkı ve de tazeyken bayramdaki coşkumuzu sanırım hepimiz hatırlıyoruz… Sözün bittiği yer.

CNN Türk

Ez cümle…

Biraz “bilimsel bilgi” ve “durumu kabullenme”, biraz “biz” algısına odaklanmak ve bu zorlu süreçte birbirimize ve de özellikle hizmet veren uzmanlara “nezaket sergilemek”, en önemlisi “kriz anında akıl yürütüp tespitin unsurları ve insanları ile işbirlikçi bir bağ kurmaya çalışmak” kimseye bir zarar vermez.

Aksine, kolektif bağışlık sistemimizi güçlendirir.

Sevgilerimle,

Esra OKUR.

* http://www.tdk.gov.tr/icerik/basindan/dilimize-bulasanlar/#:~:text=Pandemi%2C%20salg%C4%B1n%20demek%20de%C4%9Fil%3A%20salg%C4%B1n,etkisi%20alt%C4%B1na%20al%C4%B1rsa%20pandemi%20oluyor.

** https://www.who.int/

*** Dr.Alp Kirman, Tarih Boyunca Salgınlar ve Covid_19, Syf.36-51, Popular Science 2020/4.

****ilke söz

*****öğrenme aşamaları

Tablo. The Great Fire of London, Philip James de Loutherbourgca, 1797 https://artsandculture.google.com/asset/the-great-fire-of-london-philippe-jacques-de-loutherbourg-1740%E2%80%931812-french-active-in-britain-from-1771/EwGkRR3EbNnnzA