2014.

Hatırı sayılır derinlikte, sahipsiz izlerin inceden kanadığını duydum.

Soluğu yine almalıydım duydum, iliklerime nakşolmuş bir ilmin hülyasına düştüm.

2015.

Hülya gerçek oldu, Akdeniz Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü’ne öğrenci oldum.

Başkalarınca inşa edilmiş heykel korkumu yenmek için İtalya’ya gittim.

Yıllardır biriktirilen korkuma şükrettim, çünkü Julide ile tanıştım.


Venedik

Üniversitede 2.nesil arkadaşlarım ile yeniden doğdum.

Bana dönüştüğümü anlatan özüme, on adım attım. 

2016.

Yeğenim Zeynep Ada doğdu.

Daha başka ne olsundu…


Zeynep Ada, 2020.

2017.

Edebiyat Fakültesi panosunda Kazakistan Yaz Okulu duyurusunu gördüm.

Öğrenci ben, fani zamanla 1 ay, Orta Asya zamanı ile 1000 ay Kazakistan ve Kırgızistan’daydım.


Türkiye-Kazakistan Yolu


Kazakistan


Özkent

Abdullah Hocam olmasa, Soner Hocam elimizden tutmasa ne kurgan bilirdi bu gözler, ne Kochkor-Koçkor, ne de o diyarda bir kazı.


Kochkor-Koçkor

1000 ay dile kolay!

Aklım ve gönlüm ne tufanlar ne tsunamiler ne depremler, ne boralar ile boğuştu…

Yurda dönerken bakışlarım güzelleşti, yeni kararlarım doğdu.

En önce tüm olmaz insanları hayatımdan eledim, ciğerimde un ufak ettim.

Sığacık’ta 39.kez doğdum.


Sığacık

2018.

Babam hasta oldu, tedavisi başladı.

Güzelleşen bakışlarım yerinde kaldı, aldığım kararlar öteye kaçtı, saha da okul da hasretlik diyarlar oldu.

Varlıklarına şükrettiğim kadim dostlarım bana hep yoldaş oldu.

Sonra bir sürpriz oldu, Hoca Ahmed Yesevi Üniversitesi beni profesyonel kimliğim ile davet etti.

Tüm akademik kadro ile çalıştım, simultane çevirinin deneyimine erdim.

Yetmezdi, yetmedi…

Osman Hocam teşvik etti, Timur’un tılsımlı diyarına geçtim, Özbekistan’ı arşınladım.


Buhara


Semerkant

Babam ameliyat oldu.

Bir kez daha yeniye sığındım, cılız bir sesle de olsa hedeflerimi yeniden bana çağırdım.

Yıllar önce Almanca’nın da bana şifa olacağını söyleselerdi gülerdim... ama oldu.

Büyük bir bonusu da vardı, Hüseyin Hocamı tanıdım.

Elif’im cebren ve hile ile ve de iyi ki bana derin bir nefes aldırdı, O’nun varlığına şükrettim.


Bodrum

Babam tekrar ameliyat oldu.

Artık 40 mıydım... onu fark etmedim.

Babam iyileşti, şükrettim.

Doktoraya kadar devam, hocalığa kadar zorlama kararı aldım, amin dedim. 

2019.

Kaynayan kanım coştu, yüksek lisansta Erken Cumhuriyet Dönemi çalışmaya karar verdim.

Yıl boyu Ales ve Yds sınavlarına girdim ama boyun fıtığı olmadım.

Ikinci lisansım Sanat Tarihi Bölümü’nden mezun oldum.

Hacer Hocam dönemlerce elini de yüreğini de benden hiç esirgemedi, O’na hep dua ettim.

Profesyonel hayata, sahalara tam olarak geri döndüm.

Yüksek lisans sınavına başvurdum.

Öğrenci kimliğimi okula bir elimle verdim, onu diğer elimle aldım.

Yüksek lisans sınavını kazandım, şükrettim.

Gönlüm bir güzelliğin peşine düştü.

#esranbul ile 41.kez doğdum.


Babam iyiydi, sahada her yerdeydim, öğrenciydim, mutluydum.

2020.

Pandemi başladı.

Suyu sert covid ile hiç savaşmadım, hep huyuna gittim, uslu kaldım.

…………………………………………………………………….

Herkes gibi de durdum.

Ama herkesten farklı bir yol buldum, karantina ile ahbap oldum, heybemi tıka basa yeniyle doldurdum.

Ürettim ürettim ürettim…

Ebru Hocamla tanıştım.

Bölüm müsade etti, Hocam beni kabul etti, yüksek lisans tezim için istediğim dönem benim oldu.

2022’ye amin dedim.

Herkes ile birlikte sahaya döndüm, hiç durak olmadı.

Gidenler oldu; ama projelere de, insanlara da, mekanlara da yeniler eklendi.

Kendime sorular sordum. Güzel cevaplar aldım.

Adımlar atmaya devam etmek beni yolda tuttu.

Sevdim.

En çok 40’ları sevdim… 

2020 bitti.

Benim için sanki biten 2020 değil de başka bir şey, başlayan yeni bir yıl değil de bir dönem gibiydi. 

 

Herkese sağlıklı ve mutlu bir yıl diliyorum,

Sevgilerimle,

Esra Okur.